Hikayeler

Meğer bugün doğum günümmüş onu da kredi limitimi çoktan aştığım banka hatırlattı SMS ile. Bundan 32 yıl önce dünyaya gelmişim hiç göstermiyor değil mi yüzüm? Bir kış günüymüş hava ayaz mı ayazmış, o gün kaybetmişim hiç kokusunu alamadığım anamı. Beni doğururken kaybetmişiz her bebek doğduğunda ağlarmış ama benimkisi biraz farklıymış belki de anlamışım hayatın doğarken bana attığı golü.

Babaannem bakmış epeyce bir süre gerçi onu da hatırlamıyorum bir kış günüydü onu da kaybettiğimizde. Zavallı babam ne yapsın bir göz gecekondu evinde bir başına benimle kalakalmış. Mecburen evlenmek zorunda kalmış iki çocuklu bir dul ile bunu bana çok sonraları söyledi. Fabrikada işçiydi, çok şükür hiç aç kalmadık şimdiye kadar evet et yemedik ama haram lokmada girmedi boğazımızdan. Babam öldüğünde 15 yaşındaydım. Ne yapacağımı bilmiyordum hayatta, tutunacak dalım kalmamıştı. Nede erken gitti dediler, fabrikadaki kurum ciğerlerine işlemiş çaresi yokmuş, zaten olsaydı da para olmayınca ne fark eder. Elde avuçta yokken belki de böylesi dilim varmıyor ama hayırlısı olmuş.

Sonrasında analığımdan ayrıldım zaten o ev artık dar geliyordu dördümüze bir o park bir bu parkta yatarken tanıştım ilk kez yola atılmış yarım izmaritlerle. Sonraları çalışmaya başladım ne iş olsa yapıyordum, hamallık mı dersin, inşaat mı dersin aklına ne geliyorsa çalıştım. Yeter ki boğazımdan haram geçmesin diye. Sonraları bir motel odasında kalmaya başladım kış gelmişti üşüyordum. Haftalığımın yarısı bir göz odaya gidiyordu. Zordu hayat biliyordum ama direnmeye devam ediyordum herkese inat hayata inat devam ediyordum yaşamaya. Sonraları bir kömür ocağına girdim belki de ilk aylıklı işim bu oldu. Mevsimler geldi geçti, takvimle aram hiç iyi olmadı mevsimlerden sadece kışı bilirim, soğuğundan, benden aldıklarından dolayı.

Zaman geçer giderken aynı mahallede bir kız ile gözgöze gelmeye başladık, gözlerinin içine baktığımda dünyalar benim oluyordu hayatın ilk kez bir anlamı vardı. İlk kez zaman değer kazanmıştı akşamüzeri işten dönerken bir kez görsem dünyalar benim olurdu. Garibin dünyasında mutluluk bazen boğazına düğümlenmiş seni seviyorum sözcüğünü söyleyememektir bazense utangaç gözlerle sevdiğini süzmektir. Zaten daha fazlasını da yapmaya vaktim olmadı, bir gün bir gelin arabası gördüm içinde sevdiğim kız, Allah mesut etsin demekten başka bir şey gelmiyordu elimden, ağlıyordum ama her zamanki gibi göz yaşlarım içime akıyordu.

Görmedi kimse hayatta ağlarken, göstermedim kimseye göz yaşlarımı, onlar bana aitti bana özeldi, belki de bana özel olan tek şeydi. Şimdi yıllar geçti ben halen aynı göz odada yaşıyorum ama asla umudumu kaybetmedim.

Bir gün elbet kavuşacağım hayalimdeki o resme, kışa inat, hayata inat.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment