"Enter"a basıp içeriğe geçin

“Kürt aç”ılımı

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı’na göre insan ihtiyaçları beş temel kategoride işlenmiştir. Bunların en başında fizyolojik ihtiyaçlar gelir bunlar temel içgüdüsel ihtiyaçlardır. Yani her şeyden önce insanın karnını doyurması gerekir ki yaşayabilsin ve çoğalabilsin. Daha sonra güven, sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını görür. İnsanoğlu açken saygı görmeyi düşünmez.

Örnek olarak Çin pazarını ele alalım, eğer bugün çin malı diye nitelendirdiğimiz ürünleri satmazsak ya da diğer ülkeler satmazsa ne olur tahmin edebiliyor musunuz. Önce açlık başlar, iç kaynakların zaten kısıtlı olduğu bir ülke mecburen hayatta kalabilmek için yaklaşık 1 MİLYAR 300 BİN kişilik nüfusu ile çevredeki kaynaklara ulaşıp açlığını gidermeye çalışacaktır. Bırak savaşmayı bunca insan avrupada herhangi bir ülkenin üzerine sadece tükürse, ülkeyi sel basar. Dünya ülkeleri bunun çok iyi farkındalardı, bu yüzden fabrikalarını buraya kurarak bir nebze bu felaketin önüne geçtiler.

Bizim meselemizde burdan başlıyor doğu ve güney doğu anadoludaki insanımızın aç olması, öncelikli halletmemiz gereken konu bu, gerisi hikaye, gerisi kurt masalı. Yıllar öncesinde hatırlarsınız GAP projesi vardı, Sayın Demirel ile Sayın Özal’ın paylaşamadığı yer gök GAP projesi olduğu günler. Şimdi GAP projesinden bahseden var mı? Yok. Çünkü GAP projesi bu bölge için bir umut kapısıydı. Her ne kadar bu proje bazı kişilerin çanağına çomak soksada ve bu projeyi durdursalarda eğer aynı istikrarla devam edebilseydi şimdi Türkiye daha gelecek vaat eden şeyler üzerinde konuşma yapardı. Bu bölgelerde sadece GAP projesi ile değil yatırım teşviki ve bir çok alanda yatırım yapılması gerekli. Biz iş yeri açmak istiyoruz ama terör izin vermiyor diyen bir çok kişinin sesini duyar gibiyim. Kendinizi kandırmayın, terörün bitmesini istemeyen içerde ve dışarıda bir çok kişinin olduğunu biliyoruz ama bu rant peşinde olan kişiler bir gelirler iki gelirler üçüncüsünde yanlarında gelecek kimseyi bulamayınca haliyle gelemezler. Kim çalışarak para kazanmak varken dağlarda aç bilaç canı burnunda para kazanmayı tercih eder bir düşünün.

Medyada bir o yandan bir bu yandan prim yapmak için konuşmaktansa icraate geçmek gerekiyor. Hemde bugün, yatırımıcılara gerekirse zorunlu olarak yatırım yapmaları için yönlendirmek. Teşvik kredileri ve KDV indirimleri ile yatırımcıları desteklemek. Toplu konut ve sosyal yardım kurumlarının daha yaygın bir şekilde konuşlanmasını sağlamak lazım. Cehalet maalesef herşeyin başı, bu yüzden Eğitim hizmetleri ile pırıl pırıl gençlerimizin eğitim seviyesini yükseltmek gerekiyor. Sayın Tatlıses’in dediği gibi Urfada Oxford vardıda bizmi okumadık.

Biz elimizdeki değerlerin kıymetini maalesef yabancılar kadar bilemiyoruz. Dinler tarihinin zirve yaptığı, nerdeyse dünyanın var oluşumundan bu yana tüm ulusların kervanlarının geçtiği ve izlerini bıraktığı tarihi bir servetten bahsediyoruz. Turizm bakanlığı bu tarihi olguları korumaya alsa ve uluslar arası kültür turları hazırlanması için yatırımcılara teşvikte bulunsa bu bile yeter. Arkeolojik çalışmalar bile bu toprakların yeniden değerlenmesi için yeterli olacaktır.

Bu vatan İzmir’inden Kars’ına kadar bizim ve bu vatan üzerinde bir hak varsa bu hak bu topraklar için kanını akıtmış tüm ulusundur. Tabii ki lehçemiz, tenimiz, dinimiz, dilimiz farklı olabilir, herkezin aynı olmasını kimse bekleyemez. Ama gerçekleri farklı kimliklere sokarak asıl sorunu gizlemeye çalışmayalım.

Söz olan yerde iş olmaz, iş olmayan yerde aş olmaz. Önce açlığa çözüm bulalım sonra değişim kendiliğinden gelir zaten.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir