"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hiç Bir Kış Günü İşsiz Kaldın mı?

Sabah saat 06:30 ‘u gösteriyordu, yine kalkma zamanı gelmişti, yarım yamalak gözlerini araladığında daha gün doğmamış, her yer zifiri karanlıktı. Parmaklarının ucunda yataktan kalkıp usulca giyinmeye başladın, sabahın bu saatinde evdekileri uyandırmaya kıyamıyordun. Usulca oğlunun odasına girdin melekler gibi uyuyordu daha 6 yaşını yeni doldurmuştu. Ufaklık her sabah yatağını ziyaret ettiğini bildiğinden yatağının başucuna istediği şeyleri yazardı. Ufacık bir çocuk ne isteyebilirdi ki bazen bir çikolata bazen küçük bir oyuncak bazen de top oluyordu…Ufaklığın en sevdiği şey arkadaşlarıyla top oynamaktı taki annesi camdan “gir artık içeriye” diyene kadar.

Dışarıda hava buz kesiyordu ve İstanbul yine bir trafik faciası yaşıyordu her yol kilitli adeta hayat durmuş gibiydi, yetmiyor gibi kazalar bir yandan korna sesleri bir yandan, güne böyle stresli başlanmamalıydı ama yapacak bir şey yoktu, artık bağlanılmıştı bir kere, bütün hayaller bu şehir üstüne kurulmuştu. Arabanı yeni almıştın, senelerin birikimi sadece peşinatı yatırmana yaradı gerisi 3 yıl taksit, bitermiydi? Ev kirası bir yandan araba taksidi bir yandan bunun yanı sıra yetmiyormuş gibi bir sürü ufak tefek masraf.

Güç bela işine varabildin, bir mağazada müdür yardımcısıydın, elinden gelen tek şey yönetmekti, uzun yıllar satış yaptıktan sonra açılan bir kadro boşluğunda denemek için seni mağaza müdür yardımcısı yapmışlardı. Sende yönetmeye başladın, ama bir eksiğin var gibiydi belki görmediğin veya görmek istemediğin, kendini yetiştirmiyordun her gün rütun işlerini yaptıktan sonra mesainin bitmesini bekliyordun. Hep aklında ne zaman müdür olacağın düşüncesi vardı. Öğlen vakti bir telefon geldi İnsan Kaynakları departmanından seni çağırıyorlardı, aklına hiç gelmezdi o an işsiz kalacağın. İnsan Kaynakları o veya bu sebepten dolayı iş akdini fesh etmişti Türkçesi işsiz kalmıştın. Dünyaların başına yıkıldığı andı o, ne yapardın arabanın taksidi, ev kirası, hepsini geç oğlunun çikolatasını nasıl alırdın. Bu her zaman olabilecek bir şey şirketler küçülebilir, ekonomik sıkıntıya girebilir vs. veya senin yerine daha vasıflı birini de bulabilirler.

Elinde hiçbir belgen, sertifakan yoktu bırak onu hiçbir sanatın yoktu, kendi sektöründe satış yapabilmek için çok geç bir yaşa sahiptin, yönetim şekilleri sen yerinde mesai saatlerinin son bulmasını bekleyip, bilgisayarda soliter oynarken çoktan değişmişti. Ayakkabı sandığı alsan boya bile yapamazdın. Kaç ay işsiz kalırdın belli değil, insan kaynakları sitelerine günde binlerce üniversite mezunu, deneyimli, yabancı dili olan, sertifikalı kişi müracaat ediyordu. Bu kişilerin arasından nasıl sıyrılacaksın, nasıl yüzeceksin bu derin okyanusta hiç düşündün mü? Düşünüyorsan bile geç kaldın bunu çalışırken düşünecektin.

Evet belki bu hikayem size çok kasvetli gelebilir. Kendine ve işine yatırım yapmayan herkesin sonu belki bu hikayedeki gibi olmayabilir ama bu ve buna benzer bir çok olay etrafımızda cereyan ediyor.

Oturduğunuz yerde şans belki sizi bu şekilde bir kez bulur veya bulamaz. Yaşadığımız bu dar boğazda kendinize yatırım yapma zamanı geldi geçiyor bile. Ne iş yapıyorsanız, yaptığınız iş ile ilgili son gelişmeleri takip edin. İnceleyen, araştıran ve yorum yapan insan olun. Emin olun ki fark yaratamadığınız her gün sizin için büyük bir kayıp olacak. Kimse için değil kendiniz için bir şeyler yapın. Çalışmalarınızın, alın terinizin meyvelerini bugün alamasanız da elbet bir gün alacaksınız.

Hepinize iş hayatınızda bol şanslar. Kendinize dikkat edin.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir