"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hayal kurmayı bile beceremiyoruz…

Siz hep sonlara tutuldunuz, bedellerini hiç düşünmediniz ve sonuç hayal kırıklığı oldu.

 

Hayatınızda hep bir hayal kurdunuz sonra bu hayal olmayınca başka bir hayalin peşinden koştunuz ve bu öyle bir hal aldı ki artık hayal bile kuramaz oldunuz. Hayallerinize ulaşamamanın suçunu hep başka birilerine veya başka bir şeylere attınız, belki de kendinizi kandırmanın en kolay yolu buydu. Tüm insanların sizi kıskandıklarını ve çekemediklerini düşündünüz ki, bu en saçma düşüncelerinizden birisiydi sadece. Hiç şapkanızı önünüze almak istemediniz, yüzleşmek zordu kendinizle. Söylendiği kadar kolay değildir insanın kendisine itirafları. Hayallerinize ulaşamamanın tek nedeni aslında sizdiniz ama bunu hissedemediniz. Aslında bu durumda yalnız değilsiniz, günde milyonlarca insan bunun farkında olmadan hayal kırıklıkları ile yaşamakta.

 

Bazen romanlarla ve filmlerle karşılaştırdınız hayallerinizi, filmin veya kitabın sonunda hep bir mutlu son vardı. Siz sonu okuyunca veya görünce mutlu oldunuz ve bir roman ya da film kadar kolay ve kısa sandınız hayallerinize ulaşmayı. Siz hep sonlara tutuldunuz, bu sona giden yolculuğu hiçe sayarak. İşte tüm sorununuz aslında tam anlamıyla buydu.

 

İnsan doğumundan ölümüne kadar her zaman bir hayal kurar, bir anlamda yaşama tutunabilmesi için buna ihtiyacı da vardır. Hayal kurmakta sıkıntı yoktur da asıl sıkıntı bu hayali, o hayale giden yolculukla birlikte düşlemektir. Herkes gibi sizlerde evlenmek, bir iş kurmak, bir çocuk sahibi olmak, iyi bir okuldan mezun olmak vb. şeyler istediniz hayattan. Sonra bunlarla ilgili yolculuğa çıkmaya başladığınızda aslında bu hayallere koşmanın kolay olmadığını gördünüz.

 

Sevdiğiniz erkek veya kızla evlenmek istediniz mesela, bunun hayalini kurdunuz ama birbirinden çok ayrı iki insanın hayatlarını aynı ortak payda da birleştirmenin ne kadar zor olduğunu yola çıkınca gördünüz. Sadece bir kişi ile değil koskoca yaşanmış bir hayat ve o hayatın içindekilerle de evlenecek olduğunuzun farkına vardınız. Sonra yavaş yavaş karşınızdaki ile bir olmaya başladığınızda onun kendinize benzemediğini, her ne kadar kendinize benzetmeye çalıştıkça karşınızdakinin bir o kadar uzaklaştığını gördünüz. Bunu kabullenemediniz ve buna benzer birçok haklı veya haksız olduğunuz durumdan dolayı evlenemediniz. Şimdi bu hayalinizi ele alalım. Başta sevişirken, öpüşürken bir anda karar verdiğiniz o mutlu sona ne oldu? Hani olmazsa olmaz dediğiniz aşkınız? Neden bu hayalinize ulaşamadınız? Çünkü siz sadece beyaz gelinlik veya laci bir damatlık hayal ettiniz. Bu hayalin içine yukarıda bahsetmiş olduğumuz yolculuğu katmadınız, her insanın bir yaşanmışlığı olduğunu kabul etseydiniz ve her insanın birbirinden ayrı birer varlık olduğunu benimseyerek birbirinize benzetmek yerine, var olduğu gibi iki kişi olmayı hayal etseydiniz, büyük ihtimalle bu hayalinize kavuşmamak için hiçbir önemli nedeniniz olmayacaktı. Asıl önemli konu sadece hayallerinize kavuşamamak değil aynı zamanda işin sonunda hayalinize kavuşsanız dahi pişman olmamaktır.

 

Gelin birazda işinizden bahsedelim. Eğer bir yerde çalışıyorsanız hayaliniz büyük ihtimalle o şirkette yönetici olmaktır. Yıllar geçmekte ama siz bir türlü yöneticilik adımlarında bir ilerleme gösteremediniz. Sizce her zaman birileri sizi aşağıya doğru çekmekte veya alttan alta kuyunuzu kazmaktaydı. Kimse sizi çekemiyordu ve sizden başka herkes bulundukları konumlara torpil veya başka nedenlerle geliyordu. Sonra bir baktınız, ya kendiniz istifa ederek veya daha büyük ihtimalle kovularak kendinizi şirketin dış kapısının önünde buldunuz. Bu size yapılmamalıydı diye düşündünüz hani müdür olacaktınız ne oldu? Bakın size ne olduğunu söyleyeyim siz müdür koltuğunda sallanmayı, özel şoförler ile getirilip götürülmeyi, bol parayı ve bununla gelen yüksek standartları, lüks yaşamı hayal ettiniz. Ama bu hayalin bedellerini hiç düşünmediniz. Bu hayale ulaşmak için öncelikle kendinizdeki eksik donanımları, biraz daha konforlu yaşamak adına hiç geliştirme ihtiyacı duymadınız. Bununla birlikte sadece denileni yapmak para kazanmanız için yeterli olduğundan dolayı yaptığınız işe değer katmaya çalışmadınız. Çünkü değer katmak daha çok mesai demekti ve şirket bunun karşılığını vermeyecekse ne gerek vardı sizin için. Başarılı kişileri örnek alacağınıza, onları yakından takip edeceğinize, zamanınızı daha eğlenceli geçireceğinizi zannettiğiniz dedikoducu, akılları bir karış havada arkadaşlarınız ile vakit geçirmeyi tercih ettiniz. Etrafınızda dediğiniz gibi gerçekten size zarar verecek kişilerin varlığının farkında olmadınız veya bu kişiler ile mücadele etmekten kaçındınız. Sonrada hayalinize ulaşamadınız değil mi yazık? Gerçekten sizin hakkınızı yediler.

 

Birde şu çok istediğiniz okuldan mezun olmak üzerine konuşalım ve bu örneklemelere son verelim. Bu örneklerin sonu bucağı olmadığına eminim. Her gencin hayali güzel bir üniversite ve bununla birlikte güzel bir bölümdür. Çünkü hayalinde o üniversitenin bahçesinde kep atmayı hayal etmiştir. Evet okuyan her genç için bu çok güzel bir hayaldir. Hadi gelelim yine bu hayal için gerekli yolculuğa. Zor zamanlardır bu zamanlar. Tüm gençlerin tam bu zamanlarda kanı kaynamaya başlar tabiri caiz ise. Zordur bu zamanlarda deliler gibi âşık olmamak, çılgınlar gibi eğlenmemek ve vakit geçirmemek. Egoların tavan yaptığı, kişiliğinizin oturduğu ve bu kişiliği sizin ispat etmeye çalıştığınız zamanlardır bunlar. Zordur böyle zamanlarda diğer tüm arkadaşlarınızdan biraz daha az eğlenmek veya bir aşkınız var ise daha az görüşmek. Zordur rüyalarınıza girene dek test çözmek ve bir çok gece önünüzde test kitabı varken uyuyakalmak ve ancak bu hayale dediğimiz gibi yaşayanlar ulaşacaklardır.

 

Bu bahsini ettiğimiz şeyler sadece birer örnek tabi ki bunların çok dışında farklı hayallerinizin olduğuna eminim ve olması da gerekli bence. Herkes evlenmek zorunda değildir, güzel bir çok ilişki bir çok evliliğe bedeldir yada severek yaptığınız bir çok freelance iş bir beyaz yakalı müdürlükten çok daha keyifli olduğuna eminim. Yada doktorluk veya mühendislik gibi bölümlerden değil de çok sıra dışı bir bölümden mezun olmakta aynı şekilde keyif verebilir insana. Ama bunların her birinin de bir hayal olduğunu ve bu hayale ulaşmak için hayal kurmak ile birlikte bu hayalin yolculuğunu ve bedellerini de en azından kabul ederek yolculuğa çıkmanızı öneriyorum. Bu şekilde hem doğru hayaller kurmuş olur hem de bu hayallerinize kavuşma ihtimaliniz daha yüksek olur.

 

Hayal kurmayı asla bırakmayın ve bu hayale ulaşmak için tüm maddi ve manevi donanımlarınız ile hazırlıklı olun. Hayal kurmaktan çok o hayale ulaşmak daha güzel bir duygudur, emin olun.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir