"Enter"a basıp içeriğe geçin

Çocuk Olmak Zor Bu Şehirde…

Ne kadar şanslı bir nesilmiş bizden önce çocukluğunu yaşamış olanlar. Sabahın ilk ışıklarıyla uyandığında annenin yapmış olduğu mis gibi kahvaltıya oturur güzelce karnını doyurup dışarıya fırlamak. Güzelce kahvaltı dediğimde aklınıza salam, jambon, çokokrem gelmesin, katkısız peynir ve hormonsuz domates biraz da zeytin yeterde artarmış bile birde yanında soba üzerinde kızarmış ekmek varsa gerisini siz hayal edin. Çocukların hayal gücü varmış bir misket yetermiş mutluluklarına yada çaput parçasından yapılmış bir bez bebek. Gün boyunca kendilerine ne buldularsa dışarıda oyuncak yaparlarmış, kim bilebilir ki bir tahta parçasında deh diye giden bir çocuğun aslında dünyanın en güzel atının üzerinde olduğunu hayal ettiğini. Tebeşirlerle, tuğlalarla resimler yaparlardı duvarlara Da Vinci’ye , Picasso’ya inat. Çelik çomak ve topaçla oynamak bir maharet isterdi öyle herkes yapamazdı döndürmezdi topacı dakikalarca.

Çocuk olmak güzeldi, her yer yeşildi, her yerde meyve ağaçları vardı ne kadar da dalından düşülse de ne kadar da o olmamış meyveleri yiyip karınları ağrısa da güzeldi komşunun bahçesine dalıp dalında bir meyveyi ısırmak. Arkadaşlıklar güzeldi, bazı akşamlar eve dönen babayı sokakta karşılamak. Bayram olunca işli mendillerde harçlığını almak, sabaha kadar bayramlığın baş ucunda uyumak. Akşamları büyüklerden masallar dinlemek hayaller dünyasına dalmak, çıtır çıtır yanan odun sobasının yanında kendinden geçip uykuya dalmak.

Şimdi tablo değişti artık çocuk olmak suç oldu. Ailelerin bir çoğu geçim sıkıntısından çocukları ile ilgilenemez oldu, çocuk ya ailenin büyüklerinde yada daha bebek sayılacak yaşta kreşlerde hayatı öğrenmeye başladı. Yediği her lokmada hormonlu ürünlere alıştı, hiçbir meyvenin eskisi gibi tadı ve kokusu yoktu. Artık dışarıda arkadaşlarıyla oynayamazdı, ayrıca ailesi oynatmazdı dünya kötü olmuştu, kimseye güven olmazdı, artık gazetelerin 2. sayfalarını okumaya yürek dayanmıyordu. Bayramlarda alınan harçlıklar masal oldu, şimdiki çocuklar kuzenlerini bile tanımıyorlar. Doğa her yerde kurutulmuş üzerine beton dökülmüştü. Hani bir zamanlar dallarına uzanıp kiraz yediğin ağacın üzerinde şimdi bir alış veriş merkezi kurulmuştu. Ve durum daha kötüye doğru gidiyordu.

Herkesin ağzında dünya nereye gidiyor lafıdır gidiyor, peki sen ne yapıyorsun dünya için hiç düşünüyor musun? Bırak dünyayı, ülkeni, mahalleni geçtik çocuğun için ne yapıyorsun. Onun adına bir ağaç diktin mi, karşına alıp güzel güzel öğütler verip en azından günde bir saat ilgilendin mi, şefkat gösterdin mi? Yarınlar için bir şey yapmak istiyorsak ilk önce çocuklarımızdan başlamalıyız. Onlar bizim yarınlarımız, onlar bizim umutlarımız. Umutlarımızı köreltmeyelim.

Hepiniz sağlıcakla kalın…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir