"Enter"a basıp içeriğe geçin

Çalmayın Çırpmayın da Ekonomiye Can Verelim

Son günlerde reklamlarda sık sık gördüğümüz “alın verin ekonomiye can verin” sloganını görüyorsunuz. Sayın Gökçe ne kadar güzel söylüyor “bu sakız her türlü ekonomik krizi sakinleştirir”.

Sayın Mehmet Ali Yalçındağ’ın başlattığı bu kampanyaya tüm halkımız destek vermeli diye düşünüyorum, düşünüyorum da bir türlü hesabın altından kalkamıyorum. Ülkemizde asgari ücret 666 TL, elimize net geçen ücret 527 TL. Yayınlanan son açlık sınırı ise net 741 TL , 4 kişilik bir ailenin açlık sınır ise 2.413 TL. Yani elde avuçta hiçbir şey kalmıyor, hadi kalsa bile zaten bununla sadece bir sakız alınabiliyor. Biz destek verelim, varsın olsun cebimizdeki son kuruşumuzla da sakız alalım ki ekonomiye can verilsin.

Bir de bu kampanyayı “çalmayın çırpmayın da ekonomiye can verelim” sloganı ile yapsak nasıl olur. Halk çalışıp çabalasın son kuruşuna kadar vergisini ödesin, ödediği vergiler gidip birkaç kişiyi peşkeş çekilsin. Bu peşkeş çekenlerde her yıl yeni bir isimle fabrika kurup vergi ödemekten kaçsın. Sonrada bu fabrikalarda sakız üretsin ki bizde alıp ekonomiye can verelim. Ülkeyi sömüren, vergi kaçıran, çalışanın hakkını yiyen kişilere sesleniyorum, nasıl fikir, hepinizin çok hoşuna gitti değilmi? Hadi hadi kandırmayalım birbirimizi, ağzınızdan sular damlıyor. Şu cebinizi doldurma sevdasına bir son verin, tabii bu benim burda demem ile olmuyor bunun için ciddi bir psikolojik yardıma ihtiyacınız var. Mal, mülk dediğin bir kefen bezi, oda seninle öbür dünyaya gitmiyor. Tabi ticaret yapılsın, istihdam sağlansın ve ekonomi canlansın buna karşı değiliz hatta bu tip işverenler daha da çoğalsın bizim karşı olduğumuz bunun hakkaniyetle yapılmaması. Bu ülke hepimizin, hepimiz aynı çanaktan yemek yiyiyoruz benim aşıma tükürdüğünde sanıyormusun ki senin aşın temiz kalacak. Sen bugün yırtsan bile ileride çocuğun olmadı onun çocuğu etkilenecek.

Herkes üzerine düşeni yapsın lütfen, hepimiz elele verip şeffaf bir ekonomi sistemi isteyelim ve bunun için uğraş verelim. Aldığımızın nerden geldiğini, verdiğimizin nereye gittiğini bilmek bizim en doğal hakkımız çünkü veren biziz. Çözümlerimiz saman alevi gibi bugünü kurtarmak için olmamalı daha reformist daha köklü çözümler üretmeliyiz, biliyorum ki bu kolay olabilecek bir şey değil ama bu yapılmazsa sedece kendimizi kandırmış oluruz. Öyle çözümler üretmeliyiz ki fikri ve zikri bozuk insanlar artık içimizde barınamasınlar.

Biz alıp vermeye devam edelim, siz de çalıp çırpmaya bir son verin ki hep beraber ekonomiye can verelim.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir